0.8 BÖLÜM

 0.8

KISKANÇ BEY



Eve hava kararmadan geri döndüğümüzde bizi birlikte görmemeleri için ondan önce eve girdim. Mutfağa elim boş döndüğümde ne bahane edeceğimi düşünerek sıkıntıyla girdim. Mutfakta sadece  ocağın başında bekleyen Esra vardı; annem ortalıklarda görünmüyordu. Esra önünde dalgınca baktığı ocaktan mutfak kapısında bakınan bana döndüğünde dudakları hayretle kıvrıldı.

 

-"Hoş geldin. Gönderdiğin o çiçekler tarladan mıydı gerçekten?" ben bir şey göndermemiştim ki? Ali.. "Senden önce geldiler ama baya tazeydiler. Aferin kız, annen dedi ki; 'bu kızım beceriklide bizi kandırıyor.'." şaşkınlığımı  gizlemeye çalışarak mutfağa girdim. Yanına yaklaşıp ocaktaki tencerelerin üzerindeki kapağı kaldırıp buharı tüten lezzetli kokan ve görünen yemeklere baktım.

" Haklı valla, Zerrin Hanım bile mutfağa girer girmez beğendi. Sanırım o kadının ömrü boyunca tatmin olduğu tek şey bu dolmalar olabilir." kinayeyle birinin duymaması için fısıldayarak dedi. İkimizde dediğiyle kıkırdamaya başladığımızda mutfak kapısından telaşla annem girdi. 

-"Kız, misafirler geldi! Siz hala kıkır kıkır gülün."

-"Kimmiş bu önemli misafirleri abla?" Esra merakla anneme yaklaştığında annem  servis tabakları dolaptan alıp yanıma yaklaştı.

-"Oğlanlara görücü herhalde ne bileyim canım(!)" ne? annem alayla gülüp elindeki tabakları elime tutuşturdu. Tabakları alıp elini yanağımı okşar gibi dokundurup omzumdan kapıya itekledi. Ardımdan Esra hala "Onun tersi olmuyor muydu ya? Gerçi doğru Zerrin Hanımın oğlanları kıymetli." diye konuşmayı sürdürdü.

Salonun köşesindeki büyük yemek masasına tabakları dizerken göz ucuyla koltuklarda ev sahipleriyle muhabbete dalmış  misafirlere baktım. İki adam, biri Sedat Bey yaşlarında diğeri de Salih'in arkadaşı olmalı ki yan yana oturup koyu bir muhabbete dalmışlardı; iki tanede birbirlerinden alımlı kadın gelmişti. Aslında siyah koyu saçlı olan genç olsa da üzerindeki fazla süslü ve kadınsı kıyafetler onu gereğinden fazla büyük gösteriyordu.

Zerrin Hanım'ın deminden beri memnunsuz suratına giriş kapısından giren Ali' ye kocaman gülümseme eklenmesiyle herkes ona döndü. Kadın oğullarıyla kafayı bozmuş. Ali herkese selam verip yemek masasına dönük tekli koltuğa oturmasıyla bakışları benimle buluştu, dudaklarında gizli hülyalı bir bakış peyda oldu. Salondan çıkana kadar bakışlarını kesmediğinde salondakilerde gözlerimi gezdirerek ben de gizlice ona bakıyordum. Fakat salondaki bir başka gözlerin daha onun üzerinde olduğunu fark ettiğimde yüzüm düştü; siyah saçlı yaşından büyük giyinimli kız. Ali yüzümdeki değişimin farkında olduğunda salondan çıkıp mutfağa girdim.

Yemek boyunca bir Zerrin Hanım konuştu, oğullarını övdü; bir Erhan konağının hanımı Sultan Hanım konuştu. Onlar dışında pek kimse konuşmadı ama dinleyen kimse de olmadı, Gül denen siyah saçlı kız dışında. Servisleri ben ve Esra yaptı fakat Ali ile salondaki bakışmamızdan sonra bir daha göz göze gelmek istememiştim. Annesi oğluna uygun güzel kız bakarken ben aklını karışmak istememiştim.

Ana yemekleri  servis ederken Salih ile yan yana oturan okuldan arkadaşı olduğunu öğrendiğim Ömer lavabonun yerini bana sorduğunda gülümseyip annemin her zaman söylediği gibi yaptım; misafire gideceği yeri tarif edemezmişim, kabalık etmiş olurmuşum. Çünkü bu zaten benim işimmiş. Onu lavabonun yanına kadar eşlik ederken salondan çıkarken Ali nedenini anlamadığım bir şekilde çatık kaşlarıyla bana baktı.

-"Bu konakta haddinden fazla baya büyük kaybolmuyor musunuz?" merdivenlerden çıkarken arkamdan çıkan Ömer'in alaylı sesiyle şaşırsam  da ona bakıp gülümsedim. 

-"Yani, burada büyüğüm için ezberledim her yeri." umursamazca mırıldandım.

-"Sen yoksa şu Salih'in sürekli anlattığı çocukluk arkadaşı mısın?" hayretle sorduğunda artık onunla merdivenleri yan yana çıkıyorduk.  

 -"Ah beni anlattığını bilmiyordum." utangaçça elimle saçlarımı kulağımın arkasına ittiğimde göz göze geldik. "Evet yani öyleyiz. Çocukluğumuz birlikte geçti." koridordan geçip misafir lavabosunun önünde durduğumda kapıyı gösterdim. "Burası." diye kapıyı işaret ettim.

-"Evet çok anlattır ama bir şeyi eksik anlatmış," elini yüzüme doğru yaklaştırıp  merdivende kulağımın arkasına iliştirdim saçıma tekrar dokunup "anlattığından çok daha güzelmişsin gerçekten." dedi. Şaşkınca ona bakarken yavaşça bana doğru eğilip boyumda nefesini hissettiğimde derin bir nefes alıp "ve çok güzel koktuğunu söylememişti." dediğinde kafamı eğip bana eğilen yüzüne baktım. Göz göze geldiğimizde yutkundu, ben yavaşça bir adım geri gittiğimde kendini çekip boğazını temizledi.

-"Ah kusura bakma sanırım koktelyı fazla kaçırmışım." bakışlarını önüne düşürüp birbirine bağladığı ellerine baktı. Kafamı çıkamadığım şokla iki yana salladım, daha  fazla beklemeden az önce gösterdiğim kapıya girerken koridorun başındaki Ali'yi görmemle şok oldum. Az önce yaşanılanları görmüş müydü? Başıyla odasının olduğu tarafı gösterdiğinde titreyen ellerimle ardından ilerledim.

Odasının aralık kapısından içeri girdiğimde kapının arkasından kapıya ittirip beni duvarla kendi arasına aniden sıkıştırdı  ve dudaklarıma yapıştı.




Yorumlar