0.2 BÖLÜM

0.2 



 

İLK DOKUNUŞ 


 

Mutfakta akşam yemeğini ziyafet sofrası gibi hazırlanması için talimat veren Zerrin Hanım yüzünden büyük bir kargaşa vardı. Mutfakta hemen bir işin ucundan tutup kuş sütünün bile eksik olmadığı bir padişah sofrası hazırladık. Tarık ağabey masaya gelmedi, herkes masaya oturduğunda kimse yokluğunu sorgulamadı. Annem servisi açtığında Esra ile birlikte günün yorgunluğuyla mutfağa geçtiğimizde evde çalışanların yemek yediği mutfak masasında oturan Tarık ağabeyi gördük. 


Esra şaşkınlıkla Tarık ağabeye baktığında ben hızlıca dolapları karıştırıp bulduğum sofrayı masaya serip Tarık ağabeye hizmetliler için ayırdığımız yemeklerden servis açtım. Başta daldığı yerden gözlerini ayırmasa da sonradan sorgularcasına önüne koyduğum yemeklere baktı. 


Akşam yemeğinden sonra aile üyeleri salonda uzaktan gelen oğullarıyla hasret giderdiler, Tarık ağabey yemekten sonra salondaki aile tablosunu görmek istememiş olmalı ki çalışanların çıktığı arka bahçe kapısından çıkıp gitti.


 Akşam yemeğinden sonraki servisleri Esra ile ben yaptık. Annem mutfaktaki bulaşık ve yarınki sabah kahvaltısı için hazırlık yapıyordu. Gecenin yarısına doğru Zerrin Hanım oğullarına sıkı sıkı sarılıp yatmak için müsaide isteyerek odasına çekildi. Sedat Bey, Zerrin Hanımın gidişini fırsat bilerek hızlıca yerinden kalkıp cam içki dolabından her akşam migren ağrısı bahanesiyle içtiği içkisinden çıkardı, bu sefer iki oğluna da ikram etmeyi unutmadı.


Gece geri kalanında Esra ile mutfak kapısından salonun seslerini kulak kabarttık; bizi her an çağırma ihtimallerine karşı. İçerdekiler içkilerini yudumlarken Esra ikimize de bir yorgunluk kahvesi yapmış günün yoruculuğundan sonra huzurla içecektik fakat aklıma Ali'nin kıyafetleri geldiğinde yerimden fırladım: sabaha iş bırakırsam hem işler üst üste gelirdi hem de Zerrin Hanım canıma okurdu.


"Noldu kız öyle bir anda" Esra korkuyla diyerek baş parmağını ön dişleriyle iterek damağını kaldırdı. Bende stres ile dudaklarımı dişlediğimde sıcak kahveyi hızlıca içerek dilimi yaktım.


-"Yaa Zerrin Hanım Ali'nin kıyafetlerini düzmemi istediydi. Yemeğe yardım edeyim diye unuttum, ben gidip onu yapayım. Sabaha kalırsa Zerrin Hanım haşlar valla." Esra şaşkınlıkla kaşlarını çatıp: "Çabuk git yap, sabah sabah hiç çekilmiyor Zerrin Hanım; ben burayı hallederim.".


Hızla mutfaktan çıktığımda merdivene ilerlerken salonun kapısından beni gören Sedat Bey gelmem için işaret yaptı. Sedat Bey genelde çalışanlarıyla çok resmi ve saygılı bir iletişim kurardı fakat küçüklükten gelen bir alışkanlıkla bana bazen 'kızım' diye seslenirdi; Zerrin Hanım Sedat Bey'in her şeyine sinir olduğu gibi buna da sinir olurdu.




Hızla salona girdiğimde Sedat Bey'in sağ ve solundaki koltuklarda oturup babalarının ikramlarını içen oğlanlarla kısa bir süre göz göze geldiysek de Ali'nin gözlerinden zor ayrıldı gözlerim.

-" Buyur Beyim." Sedat Bey resmi hitabıma küçük bir tebessüm edip takdir eder gibi baş salladı.


-"Küçücüktünüz daha dün, yıllar ne çabuk geçiyor. Konakta Ali ile oynayamadığı için, Salih saçlarına dokunuyor diye çığlıklar kopartıp yanıma 'Sedat amca' diye koşarak gelen küçük kız ne çabuk büyüdü." utanarak başımı eğecekken Ali'nin üzerimden çekilmeyen yoğun gözleriyle çakıştığında Sedat Bey sözlerine ara vermeksizin devam ediyordu.


-"Yakında everirizde seni biz; gerçi bu güzellikle nasıl konağın kapısına doluşmuyor ben daha gayrı bu kasabadakileri anlamıyorum." küçük bir kahkaha attığında Sedat Bey'in iyice çakırkeyif olduğu anlaşılıyordu. Ali'nin üzerimden çekmediği gözleri iyice kaybolmamı sağladı. Salih'in kafası pek yerinde olmadığından etrafa boş boş bakıp gülüyor, konuşulanları anladığını bile sanmıyordum. Yavaşça boğazımı temizledim.


-"Beyim benden istediğiniz bir şey var mı? Ben işimin başına döneyim." Sedat Bey kahkahalarının arasından başını salladığında salondan çıkmak için döndüm. Salih'in sarhoş sesi beni gitmekten alıkoydu.


-"Beni yatağıma götür oyun arkadaşım." oturduğu mobilyada yaklaşıp koltuk altlarından birini omzuma attığımda Ali kaşları çatık bir şekilde ayağa kalktı. Salih omzuma koyup abisinin yüzüne baktığında Ali'nin Salih'e kızın bakışlarına karşılık ara bulucu bir sesle konuştum.


-"Alışkınım sıkıntı değil." diye ikisinin duyabileceği şekilde fısıldadım. Salondan çıkıp zorlana zorlana merdivenleri arşınladığımızda Salih komik bir şey varmış gibi sürekli kıkırdıyordu. Yatağını açıp zorla yorganın altına üstündeki kıyafetle oturttuğumda pantolonun iliklerini açıp altındaki boxerla kalmasını için uğraştım. Salih yardımcı olamadığından ona doğru eğilerek pantolonunu çektiğimde aniden elleri belime dolandı.


Bedenim kollarının ağırlığıyla çekildiğinde yatakta üzerine düştüm. Bedenimin ağırlığını ona vermemeye çalışırken başarısız oluyordum belli ki Salih'in ağzından fırlayan inlemeyle altında bedenime baskı yapan şeyin farkına vardım. Sık nefeslerle şaşkınca ondan kurtulmaya çalışırken kollarını belime sımsıkı sarmıştı. Büyük bir korku kapladı içimi: ya biri bizi böyle görürse, babam annem işinden olurdu. Zerrin Hanım bizi kovardı!!


Kendimi güçlükle yatağın diğer tarafına attığımda kolları birbirinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Sinirli bakışlarımı ona çevirdiğimde yüzündeki aptal gülümsemesiyle gözleri kapalıydı. Yataktan kalkıp sinirle bacağına vurduğumda dudaklarından bir kıkırtı döküldü. Bu çocuk iflah olmazdı. Hızlıca pantolonunun ayak uçlarından tutup çektiğimde boxerındaki şişkinlik gözler önüne serildiğinde utançla gözlerimi kaçırdım.


Salih'i yatağa yatırmak ve odadan çabucak çıkmak için hızlıca hareket ettim. O da çoktan sızmıştı ve bu yaşananları hatırlamayacak olması utancımı bir nebze olsun alıp götürüyordu. İşlerin sabaha yığılmasından ve Zerrin Hanımdan yiyeceğim lafları düşünerek Ali'nin odasına girdiğimde karşımda beyaz bol askılı atletli esmer bedenin sahibini görmeyi beklemiyordum. Utançla kapıyı kapatmak için kenara çekilecekken elini kapıya koyup kapının hareket etmesini engellediğinde bileğimi tutarak beni içeri çekti. Sakin bir yavaşlıkta dikkatlice kapıyı sessizce kapattı.


Odaya açılan küçük kapı eşiği koridorunun duvarına kendimi yaslamışken kapıyı kapattığı gibi dibimde bitti. Benim gözlerim büyük bir özveriyle onu süzerken içimde bir ateşin yanmaya başladığını o an fark ettim. Belki bir tek beni yakıp kül ederdi diye düşündü mantığım; benim içimde yanan ateş başkasına ne yapabilirdi ki? 


-"Sessiz olmalısın. Annemin uykusunu bilirsin; tilki gibi." gözlerinden ayıramadığım gözlerimle kafamı salladım. Ardından bana kısa süre göz gezdirip kaşlarını sorarcasına çattı. "Sen niye gelmiştin?" ben niye gelmiştim?


-"Be-.. ben ş-şşey için." elimi sanki dolap arkamdaymış gibi havaya kaldırarak gösterdim. Merakla kafasını salladı. Dilim tutuluyor be adam bakma şöyle.




-"Ne için geldin?" soruyu bir daha kendime sora sora çareyi sıcak göğsüne elimi koyarak onu biraz kendimden ittirmekte bulduğumda; gözleri kavruk göğsünde duran elimde takılı kaldı.


-"U-unuttum." yüzündeki mimikleri bir anda gevşediğinde çekici kaşları havaya kalktı. "Yani... hatırlayamadım." dudaklarından küçük güzel bir kahkaha attığında korkuyla ona yaklaşıp göğsündeki elimi dudaklarına kapadım; diğer elimi onu tutmak için omzuna koydum.


Elim altında saklanan kahkahasının yerini yoğun bakan gözleri aldığında şaşkınca alt dudağımı sarkıttım. Çok güzeldi: içimdeki yangını gözlerinde gördüğümde... 


Ondan sonra öğrendiğim ilk şey; yangınlar asla tek kişilik yanmaz. Belki zararsız, kimsesiz bir ateş sanırdık ama bir ev yandığında yangından kim kurtulurdu?




Bedenimin üstüne bedenimi ittirip duvara yaslandığımda yavaşça dudaklarındaki elimi çekerek dudaklarını daha önce keşfedilmemiş diyarlara götüren dudaklarıma bastırdı. Ellerimi okşayarak avuçlarına sararak bedenlerimizin yanlarına bıraktığında vücudunu  iyice bana yasladı. Hissettiğim sıcaklığı içimdeki yangının harlanmasını sağlayarak kasıklarımda tarif edemediğim bir duyguya ev sahipliği yaptı.


Korkak dudaklarımın ilklerini keşfeden bir ressamın ustalıkla çizdiği dudakları hırçındı. Benim dudaklarım ona göre yavaşça hareket ediyordu; yol bilmez, kervan geçmez bir tendi. Alt dudağımı uzun bir uğraş sonucu dudaklarımın arasına aldığında büyük bir şefkatle sevdiği dudağımla kasıklarım yangında har aldı. Dudağımı somurarak iki dudağının arasında sıcaklığıyla mayıştırsa da  yavaşça gözlerimi açtığımda uzun kıvrımlı kirpikleriyle kaplı kapalı göz kapaklarına baktım. 


Uzun bir süre alt dudağımın aldığı darbelerden sonra içimdeki harlanan yangını yönetmek isteyen içimdeki hisle dudaklarımı kısa süre ondan uzaklaştırdığımda afallasa da tekrar çarpışan dudaklarımızla bilinmezliği yöneten his dudaklarına dilimi sürttüğünde Ali'nin benden daha az sıklıkla çıkan inlemesinin duyulmasını sağladı. Bütün uzuvlarını hissetmemi sağlayan bedenime yaslanan bedenimi istemsizce sürtmeye başladığımda, aramızdaki kıvılcımların çoğalmasını sağladı.





SELAAMM..

HİKAYEDE EN GÜZEL YERLERE YAKLAŞIYORUZ.

 LÜTFEN TAKİPTE KALIN.

NOT; YORUMLARDA BANA İSTEDİĞİNİZ TARZLARI BELİRTEBİLİR YA DA  ÖZELDEN YAZABİLİRSİNİZ!!!!!!

Yorumlar