0.1 BÖLÜM


0.1


 
HAYAT KADINI


Merhaba ben Bayan K, yılların ne çabuk geçtiğini size gösterecek bir kanıtım yok ama anlatarak sizde benimle hayatının nasıl  su gibi akıp gittiğini göreceksiniz. Size hayat hikayemden bahsedeceğim. Seks işçisi, hayat kadını olan bir kadını... 



Küçük bir kasabada yaşayan zengin itibarlı olan bir ailenin uşaklarının kızıyım. Annem babamla kaçarak evlenip bu kasabaya yerleşmişler. Kasaba halkının ailemizi kabul etmesi biraz zor olmuş, ilk  taşıdığımızda zor şartlarda yaşamışız. Babam her gün tarlalarda amele olmak için çok yalvarmış çoğu zaman eli boş gelmiş, bazen de en ağır işleri yaptırıp bir ekmek parasını zor vermişler.


Elbette kaçarken böyle bir hayatta yaşayacaklarını tahmin etmemişler; yıllar geçtikçe annem yaşadığı hayata sürekli sitem etmiş, baba ise annemle yan yana olsun yetermiş. İşler annem bana hamile kalınca kelebek etkisiyle değişmiş: annem her gece çok değerli bir mücevher olduğumu söyledi.


 
Babam bir gün yine evden iş için çıkıp yine eli boş geldiği bir akşam annem babama evimize varlıklı bir beyin geldiğini ve bizi uşağı olarak konağında çalışmamızı istediğini söylemiş sonrada benim varlığımı... Bir ayın içinde kasabanın çıkışındaki ormanın girişindeki barakamızdan Sedat Beyi'min kasabanın girişindeki bütün kasabının imrendiği büyük ihtişamlı konağının müştemilatına yerleştik.



Annem konağın mutfağında çalışmaya başladı, babam Sedat Beyi'min uşağı; gerektiğinde şoför, gerektiğinde getir götürcü... Hayatımız kasabaya ilk taşındığımız zamandan daha iyi olmaya başladı. Annemin sancıları başladığında Sedat Beyim annemin doğumun son haftası çalışmamasına izin vermiş; Sedat Beyim iyi biri.



Sedat Bey büyük bir ailesi var, iki kere evlenmiş ve sonuncusundan boşanmak pek imkansız görünse de karısına olan ilgisizliğinden herkes farkındaydı. Üç çocuğu vardı, biri ilk karısından oldukça asi ve hırçın olan Tarık benden neredeyse 16 yaş büyüktü.


 İkinci veliaht Sedat Beyi'min şimdiki karısı Zerrin Hanım'ın ilk oğlu Ali, kendisi çok sessizdir, çocukken oyun oynarken bile yaşının büyük olduğunu söylediğimde konuşur kavga eder ve gider. Ali bizden, Salih yani Sedat Beyi'min en küçük ve en yaramaz oğlu, yedi yaş büyüktü ama yaşı ona engel değilmiş gibi bizimle ilgilenirdi. Salih'le aynı yaşta olmamızdan ötürü çok yakındık.


Yıllar geçti, biz konağa alıştık, kaynaştık, babam konakta kahya oldu, annem Zerrin Hanımın güvenini aldı, bazen anneme gerçekten kötü davranıyor. Oğlanlar büyüdü, onların her gün okul yollarını  gözledim, Salih her akşam bana okulda öğrendiklerini anlattı; ben onun dolabını düzlerken. Tarık abi Sedat Beyi'min şirketinde çalışmaya başlamıştı, Ali artık benimle hiç konuşmaz bazen görünmez olduğumu hissettirirdi. Zaten ben 14 yaşındayken yurtdışında çalışmaya gitti, onu bir daha göremeyeceğimi beni inandırmıştı.  



Ergenliğe girip artık bir genç kız olduğumda artık konakta koşturup oyunlar oynayan kızdan sıyrılmam gerekti ve anneme konağın işlerinde yardım edip işlerini hafifletmem gerekiyordu. Biz büyüdükçe Salih ile de uzaklaştık, o artık dışarda arkadaşlarıyla takılmaya başladı, mutfakta çalışan bir kızla artık arkadaş olması garipti.


-"Akşam yemeğini donatmanızı istiyorum. Sofraya bir tane daha tabak koyun. Şükürler olsun, kavuşacağım yavrumla." büyük bir sevinçle dedi Zerrin Hanım.

 Kahvaltı masasındaki bardaklara nazikçe çaylarını doldurdum. Tarık sessizce yemeğini yerken boş bardağını doldurmaya başladığımda diğer taraftaki Salih alayla konuştu.


-"Sessiz sinsi kurt evine döner. Bakalım yine neyi mükemmel yaptı." Tarık elindeki çatalı sinirle tabağına bırakıp doldurduğum bardağı alıp ayağa kalkarak hızlıca içti. Masadakilerin bakışlarını Tarık'a döndüğünde Salih'in bardağına eğilip doldurmaya başladığımda sağ baldırımda sıcak bir el hissettim. "Bugün nasılsın oyun arkadaşım?" Salih kulağıma yaklaşıp fısıldadı.


Aslında Salih ile arkadaşlığı bırakan ben olabilirim. Şehirdeki liseye başladığında artık bana okuldan döndüğünde anlattıkları ilgimi çeken bilgiler değildi. Soğumamı sağlayan şey ise annemin o gece artık evin beyleriyle kurduğum yakınlığın insanlar tarafından yanlış anlaşılmaması için mesafeli olma uyarmasıydı. Sanırım ona da Zerrin Hanım söylemişti.


Hızlıca bardağı doldurup ona küçük bir tebessüm edip Sedat Beyi'min bardağına doldurmaya başladım. Dikkatim bardaktaydı ama kulaklarım ister istemez masada konuşulanlardaydı.


 -"Sen." Zerrin Hanımın sert sesiyle ona dönüp servisi durdurdum." Ali'nin odasını bir düzenle-." Salih annesinin sözünü kesti. "Onun odasını olmadığı halde temizlettiğin yetmedi mi? O, bugün benim odamı düzenleyecek." dedi hırçınca. Annesi ona kaşlarını çatıp gözlerinin içine içine bakarak bana emir verdi.


-"Dediğimi yap. Bu evde benim emrimin önüne hiçbir emir geçemez." başımı anladığımı belli ederek sallayıp çay servisini bitirip kahvaltı bitene kadar bekledim. Öğleden sonra mutfaktaki ağır işleri konakta çalışmaya yeni başlayan diğer yardımcı kız Esra ile bitirip odalara girişirken annem akşam için hazırlıklara başladı.


Ali'yi uzun süredir konuşmuyor olmak beni artık tuhaf hissettirmiyordu; o çocukken de varlığını pek hissettirmezdi ama uzun süre görmemek bu biraz içimdeki merakı arttırıyordu. Büyümüştük ve Salih'in değiştiği gibi eminim o da değişmişti. Belki geldikten sonra Zerrin Hanım oğluna layık bir kız bulup başını bağlardı. 


Bu sıralar Tarık'ın mürüvveti pek konuşulur olmuştu. Kasaba da Tarık'ın çocuğunun olamadığı dedikodusundan tutun her gece fingirdek kadınlarla beraber olduğuyla alakalı dilden dile bir sürü dedikodu vardı. Gerçi Tarık'ın pek umurunda gözükmüyordu fakat Zerrin Hanım'ın birkaç kere Sedat Beyi'mi sıkıştırırken kulak misafiri olmuştum.


Zerrin Hanım küçüklükten beri Tarık'ı görmezden gelir, onun herhangi bir olaya karışmazdı; ailesinin kurallarına ve şanına bir laf gelmediği sürece.

 
Uzun süredir açılmamış kapısını biraz zorlayarak açtım, menteşelerini yağlamam gerekti. Zerrin Hanım oğlunun odasını o gittiğinden beri sürekli temizletir, arada odaya girer onun geleceği günleri beklerdi. Arada Zerrin Hanımın oğullarına bu kadar düşkün olmasının kocasından alamadığı sevginden olduğunu düşünürdüm.


Reyhan kokularına boğulmuş odanın pencerelerini açtım, giysi dolabını açtığımda yüzüme çarpan kokunun onun bedeninde yayılışını hatırladım. Küçükken kış bahçesine diktiğimiz çiçeklerden biri de reyhandı; babamdan şehirden özellikle getirmesini istemiştim, belki benimle daha fazla konuşur diye.


 Birkaç parça kıyafet vardı,  üç yılda küçülmüş olabileceğini düşünerek yanımda getirdiğim sepetin içine koyarken sepetteki çarşaf  ve yastık kılıflarını yatağın üstüne boşalttım. Giysi dolabının üst rafındaki kapağı açıp yeni yorgan ve yastık çıkarmak için uzandığımda arkamdan belime kollar sarıldığımda korkuyla yerimde zıpladım.


-"Korkuttum mu seni?" belime sarılan kollarıyla birlikte omzumun üstünden kafasını yerleştirerek kulağıma üfleyerek konuştu. titreyen bedenimle yorgana uzanmaktan vazgeçerek vücutlarımızın arasındaki mesafe yüzünden ona sürtünerek arkamı döndüğümde dibimdeki suratına dikkat ederek onu omuzlarından ittirdim.


Biraz olsun uzaklaşan kolları yine belimdeydi; korkuyla odanın kapısına bakıp ona fısıldayarak konuştum, Zerrin Hanım bizi böyle görürse yanlış anlayabilir ve kızabilirdi.


-"Salih ne yapıyorsun Allah aşkına. Zerrin Hanım gelecek şimdi." söylediğim şey çok komikmiş gibi yüzüme uzun uzun bakıp güldü.


-"Korkunca çok güzel oluyorsun biliyor musun?" söyledikleriyle yüzüm kızarır gibi yandı. "Hem bir şey yapmıyorum oyun arkadaşımı göremeyecek miyim?" onu biraz daha ittirip belimden kollarını uzaklaştırdım.


-"Görebilirsin ama çok işim var ve acele etmem gerekiyor. Akşama çok hazırlık yapmamız gerek. Beni eyleme hadi." kaşlarını çatarak ellerini saçlarından geçirdi. "Gidişi olay gelişi ayrı bir olay." diye homurdanarak odadan çıktı. 


Bütün gün konakta büyük bir koşuşturma vardı akşamüzeri mutfaktaki işleri de bitirince Hanımın aldığı yeni birkaç kıyafeti dolabına yerleştirmem için beni yukarı gönderdiğinde aşağıdan bir araba sesi geldi. Hanımın odasındaki pencereden aşağıya baktığımda gördüklerim beni aklımdaki ona dair olan bütün sorulardan arındırdı. 




 Yıllar bizi büyütürmüş, aynı beşikte sarındığımızdan bugüne akan zaman gibi...


Onunla daha göz göze bile gelmeden  karıncalanan bedenimi ellerimle sıvazladım. Ne kadar değişmişti. Büyümüş ve gelişmiş kasabadaki her hanımın hayalindeki beye dönüşmüş. Merdivenden gelen adım seslerine neşeli kahkahalar karıştığında hızlıca pencereden uzaklaşıp hanımın giysi dolabının kapaklarını kapatarak hole çıktım.


Zerrin Hanım oğlunu çekiştirerek birinci kattaki yemek odasını götürürken merdivende beni görmesiyle  Ali'nin elindeki çantayı alarak yere koydu. Ali'nin gözleri kısa bir süre annesinin yaptığı şeyi izlerken emir kipiyle bağırmasıyla gözleri beni buldu.


-"Çantayı Ali'nin odasına götür ve kıyafetlerini yerleştir, acele et akşam yemeğinden sonra ortalıkta görmek istemiyorum sizi." gözlerimi utançla ikisinden kaçırıp merdivenin başına indiğimde Zerrin Hanım yemek odasına girdi. 


Ali'nin olduğu yerde dikilmeye devam ettiğini görünce yüzüne baktım. Keskin yüz hatları ve gözleriyle ifadesizce beni süzdü. Ona bakmayı kesip yerdeki çantaya eğildiğimde çantanın uzun ve ağır olması kaldırmamı güçleştirdi; eninim çantanın içi kitaplarla doludur. Büyük bir güçle çantayı kaldırdığımda çantanın kulplarını tutan ellerimi soğuk bir el sarmaladığın hızla elimi çantadan çekip yavaşça gözlerimi onun  gözlerine çıkardım.


Elime çarpan soğuğun içimde bir yerlerde sızladığını hissettim. Beni çok önemsemeden çevik adımlarla merdiveni çıktığında hızla arkasından ilerledim. Omuzlarının bu kadar geniş ve heybetli gözüküyor olması düşüncelerimle merdiven basamaklarında takılmamı sağlayabilirdi. Konuşmalı mıydım?; iyi de o normal zamanda da pek konuşmazdı ki.


Odaya peşi sıra girdiğimde reyhan kokusuyla mayışan bedenimi onun heybetli bedenini gördüğünde titredi. Dalgınca üzerindeki paltoyu çıkardığında daha fazla ona bakmaktan utanıp dolabının önüne bıraktığı çantasına ilerleyip açtım.


Arada gözlerim ona kaysa da bu onu umursamadan botlarını çoraplarıyla birlikte çıkartıp karyolasının altına ittirdi. Yorgun gözleri bana hiç değmeden yatağa uzandı ve uzun bir süre tavana daldı. Bende daha önceden dolabın içine bıraktığım bezle dolabı sildim. Ona arkam dönüktü ona bakı incelememek için yanıp tutuşuyordum. Yemeğe inmesi gerekmiyor muydu? Onunla aynı odada bile olmak beni heyecanlandırıyordu.


Dolabın üst rafına uzanıp silmeye çalışırken zorlandığımda iyice gerindim. Ağrımaya başlayan kolum yüzünden yavaşça zıplıyormuş gibi yapıp en köşeyi sildiğimde dikkatimi dağıtan bir öksürük sesi duyuldu. Bu bir uyarıydı: ama neyin? Gerinmeyi bırakıp arkamı dönerek ona baktığımda beni süzen gözleriyle karşılaşmayı beklemiyordum. Kısa bir süre gözlerimiz hasret giderdiğinde kaşlarıyla eteğimi işaret etti; hayret ve utançla diz üstündeki eteğimin açılmış olabilmiş olma ihtimaliyle utandım.


-"Özür dilerim efendim." başımı eğdiğinde yatakta dikleşip yanıma geldiğini hissettim.





-"Bana öyle hitap etmene gerek yok. Bunu biliyorsun" önümde dururken reyhan kokusu bütün yoğunluğuyla beni esir ediyordu. Yavaşça eğdiğim başımı bakmaya doyamadığım ve karşımda sanki küçükken hep konuşkan biriymiş gibi tane tane konuşan adama baktım. O kadar büyümüştü ki; çenesinde çıkan ama hırçınca tıraşladığı sakallarıyla bile çok çekici gözüküyordu.


-"Biliyorum...sadece büyüdük ve..." dudaklarında çekici bir gülümse büyüdüğünde derince yutkundum. "Çok değişmişsin." bir çırpıda dedim.


-"Sen de..."yoğun bakan gözleri uzun süre bedenimde gezindi. "çok güzelleşmişsin." sağ elini ensesindeki saçlarına götürdüğünde kolunda şişkin kaslarına baktığımda utançla hemen etrafta gezdirdim. Ardından merdivenlerde Zerrin Hanımın oğlunu çağırışını duyduğumuzda ikimizde kendimize geldik.


"Dolabı yemekten sonra düzlersin. Aşağı inelim." dediğinde karşı çıkamadan önden geçmem için gıcırdayan kapıyı açtı. 

 

 

    
 TAKİPTE KALIN, SAYGI VE SEVGİLER..



 

Yorumlar