0.9 BÖLÜM

 0.9




SEVİMSİZ MİSAFİR


Daha önce hayatımda birine karşı yoğun duygular yaşamadım ya da hissetmedim. Çevremde pek çok insanla bir arada yaşamak zorunda kaldım. Konağın çalışanları ve Sedat Beyin elinin altındaki birçok çalışanı hep birbirini tanırdı. Zaten Sedat Beyi diğer kasabanın ileri gelenlerinden ayıran da bu özelliğiydi; aile samimiyeti ve sonsuz saygı.


Çevremdeki erkeklerin benim hakkındaki düşüncelerini de haliyle görmemiş ya da anlamamıştım. Konağın beyleri ise benim küçüklüğümdü, anılarımdı. Onların ne hissettiğini ne düşündüğünü yıllar geçse de içimizdeki o tanıdık çocuktan tanırdım.


 Ali, insanlara hep bir soğuk davranırdı ama bana karşı tutumlarını bir şekilde anlardım. Kendini açıklamasına gerek olmazdı, ben onu bir bakışıyla bir sözüyle bir hareketiyle çözerdim, küçükken bu benim için eğlenceli bir oyundu. Belki de başka hiçbir insanda anlayacağım bir durumdu. Başka hiçbir erkekte ya da insanda anlayamayacağım bir özellik, bir çekim.


Ellerimi şaşkınlıkla omuzlarına yaslayıp dudaklarımdaki sert dil darbelerine karşılık vermeye çalışırken yanaklarımdaki elleri hızla tenimde ilerliyordu. Aniden nükseden bu isteğini anlayamıyordum hemde aşağı misafirler varken(!) Hızla bastırıp dudaklarının arasına kıstırdığı dudaklarımın artık kıpkırmızı ve şiştiğine emindim. Fazlasıyla zonkluyor ve dişlerini geçirirken emdiği yerler yanıyordu.


Hızlı sık solukları yüzüme çarparken ellerini yanaklarımdan boynuma, oradan omuzlarıma okşayarak dokunup kollarını sımsıkı belime sardı. Belimdeki elleriyle beni daha da kendine yaslayıp pantolonun arasında sertliği hissetmemi sağladı. Hissettiklerimle kadınlığım yanmaya başladı, içimde yükselen şehvetle inledim. 


Sesim kulaklarıma dolduğunda korkuyla ondan uzaklaşmaya çalıştım, aşağıdakiler ya da koridordan geçen herhangi biri bizi duymuş olabilirdi. Böyle bir durumun olması demek evsiz hatta beş parasız ortada kalmak demekti. Aileme bunu yapamazdım.


Güçlü kollarının arasındaki bedenim onun dudaklarından hatta dokunuşlarından uzaklaşmak için çırpınırken beni sımsıkı tutuyordu. Ona direnerek omuzlarındaki ellerimi sertçe ittirerek tırnaklarımı da etine geçirdim, sonunda dayanamamış olmalı ki bedenimden dokunuşlarını geçip sert bakışlarını üzerime dikti.


-"Ne yapıyorsun, biri gelebilir. Aşağı inmeliyim yokluğumu fark-" birinin beni duyma ihtimaliyle fısıldayarak ona sitem ettim fakat o ses tonunu pek önemsemeden kızgın kelimelerle sözümü kesti.


-"Ona aşık mısın? Bu yüzden mi kaçıyorsun?" korkuyla ona yaklaşıp dudaklarına ellerimi bastırdım. Dediklerinden bir şey anlamıyordum fakat şuan önemli olan bu değildi. Kimseye yakalanmamam gerekti. Onunla yaşadığım duygular ailemin hayatına bedeldi ancak bunu kimseye yapamazdım.


-"Neyden bahsettiğin hakkında en ufak fikrim yok ama lütfen şimdi değil, yakalanmak istemiyorum." istemeden yaklaştığım yüzüne fısıldayarak tane tane anlattım. Beni anlaması için korku ve üzgünce gözlerinin en derinine baktım, beni anlaması gerekiyordu. Hala dudaklarının üstündeki ellere uzanıp avucunun içine sardığında göz göze oluşumuzda; gözleri beni anlarmış gibi bakıyordu, beni anlıyordu. 


Başını ellerimize indirip kısa bir bakış attı. Parmağı avucunun içindeki ellerimi narince okşarken kafasını kaldırıp gözlerime bakarak olumlu anlamda başını salladı, az önceki davranışlarını yüzünden de alt dudağına dişlerini geçirmişti. Küçüklükten beri ezbere bildiğim mimiğine hayranlıkla bakıp ellerimdeki ellerinden kurtararak ona yaklaştım. Yanaklarına hızlıca küçük bir öpücük kondurup odadan çıkmak için sessizce kapıya uzandığımda elimi tekrar tuttu.


-"Gece gel ama olur mu?" ılımlı bir şekilde fısıldadı. Omzumun arkasından ona bakıp hızlıca kafamı sallayıp onun sıcaklığıyla vedalaşarak odadan acele ve korkuyla çıktım.


Lavaboyu kontrol etmek için kapısının önüne gidip kapıyı tıklattığımda "Efendim acaba içeride misiniz?" diye sorduğumda içeriden homurdanma sesi duyuldu ardından kapının kilidi çevrilip açıldığında Ömer bedenini kapıya yaslayarak elini sanırım ağrıyan başına koyduğunda lavabodan çıkmak içim adım atamadan sarsıldı. Salona inene kadar kolunu omzuma atıp dengede durmaya çalışarak yürüdü. 


Ağır cüsseni zar zor taşırken başını da zorlukla dik tutmaya çalıştı fakat beceremeyince yolun yarısında omzuma yasladığında yoğun erkeksi kokusunu duydum.  Salondakiler bizi öyle görünce önce Salih bana yardımcı olmak içim yanıma geldi ve Ömer'in kolunun altından kurtardı beni. Ömer'in babası duruma el atarak bu akşamlık misafirlik faslını sona erdirerek kalkmak izin isteyerek vedalaştılar.


Benden önce aşağı inen Ali misafirlerle vedalaşırken ben vestiyerdeki paltoları uzatırken pek göz göze gelmedik. Uzun ve huzursuz bir akşamın sonuna geldiğimizi düşünürken Gül, herkesle vedalaşan Ali'nin bir anda boynuna sarılıp yanağına buse kondurduğunda bu hareketi holdeki ben ve Ali dışında kimse  garipsememiş hatta Zerrin Hanım alaylı şen bir kahkaha atmıştı.


Gözlerimdeki şaşkınlığı ve içimi burkan düşünceleri saklamaya çalışırken Ali'nin gözleri bana kaydı. Gözlerimi kaçırarak fısıldayarak Zerrin Hanım ile konuşan Sultan Hanım'ın paltosunu giydirdim.


-"Bak ben sana diyorum bunlar birkaç haftaya yanımıza nişan için izin almaya gelirler." Zerrin Hanım heyecanla fısıldayıp Sultan Hanımın omzuna alayla hafifçe vurdu.


-"Valla Zerrin dediğim gibi benim gönlüm bu ilişkiye razıdır bilesin. Dediğin gibiyse çok beklemeyelim derim, bilirim Ali öyle biri değildir ama gönül eğlendirme-" Zerrin Hanım sinirle, Sultan Hanımın fısıltılı konuşmasını kesti.
  

-"Darılırım ama Sultan benim oğlumdan bahsediyorsun, benim oğullarım yapmaz öyle şey. He olur da böyle bir ilişki sahiden varsa gelir isteriz kızınızı; öyle şeyler dediğini duymamış olayım." dedi kınayarak.


-"Sen öyle diyorsan." mırıldanarak Zerrin Hanımla vedalaşarak beylerin onlardan önce çıktığı kapıdan çıkıp arabaya binerek gittiler. Annem mutfağın koridorundan mutfağa ilerlediğinde bende arkasından gidip onlara yardım ettim.


Akşamın geri kalanında Zerrin Hanım salonda baş ağrısını bahane ederek hayatımızı burnumuzdan getirmek istermiş gibi hizmet ettirirken Sedat Beyim misafirler gider gitmez uyuyacağını söyleyerek odasına çekildi. Salih de bir süre annesi ile otursa da sonra o da bağırtı ve emirlere dayanmayarak odasına çekildi. Merdivenlerden çıkarken aceleyle Zerrin Hanıma rezene çayını götüren beni gördüğünde yolunu değiştirerek bana seslendi.


-"Sana özür borçluyum. Ömer." elini ensesine atarak utanarak konuşmaya çalıştı. "Sarhoş olduğunu bilmiyordum, bilseydim seninle göndermezdim lavaboya yani sarhoşken berbat biridir. Seni rahatsız etmedi değil mi?" onu anlamaya çalışırken çattığım kaşlarımı hemen düzeltip gülümsedim.


-"Ben de seni ciddi görünce bir şey oldu sandım Salih, bana bir şey yapmadı merak etme." sırıtarak dediğimde o da gülümsedi. "Sadece..?" alayla güldüğümde onunda kaşları çatıldı.


-"Çocukluk arkadaşından ne kadar çok bahsettiğinden söz etti." elini koluma koyup okşayarak güldüğünde ben de kıkırdadım. Derken mutluluğumuza tufan gibi çöken Zerrin Hanım'ın baş ağrısından dolayı evi sallandıran iniltisi duyuldu. Salih elimdeki rezene kısa bir bakış açıp elimden alıp salona, annesine götürdü. 


O gittikten sonra bir daha salondan ses  gelmedi, sanırım Zerrin Hanım 'biricik' oğlunun elinden rezeneyi içtikten ve birazcık ilgi gördükten sonra yatmaya gitti. Saat gece yarısına yaklaşırken Esra bulaşıkları annemin ve benim yardımımla bitirdi, annem de sabah sofrasının hazırlığını bitirmişti ki mutfak kapısında bir süilet belirdi. 
Herkesin varlığını daha yeni hatırladığı o adamı. 

 




SELAMM!!???
NASILSINIZ???
UMARIM  İYİSİNİZDİR HİKAYEYE OLAN İLGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. LÜTFEN DİĞER HİKAYEYEDE SAYFALARIN OLDUĞU KISIMDAN ULAŞABİLİRİNİZ. AYNI ŞEKİLDE DİĞER YAZI VE HİKAYELEREDE.

HER GÜNE BİR HAYAT; OLAN YENİ PORNOGRAFİK HİKAYEMİ OKUMAYI UNUTMAYIN.. 



Yorumlar