0.5
Acemilik asla yüz kızartacak bir sebep değil. Kimse mükemmel değil, bakireliğin ya da bakirliğin 'saf, masum' gibi bir sürü itamla bağdaştırmayı doğru bulmuyorum. Masumluk bu değildi, kelime anlamıyla da bakarsak; hiçbir günahı, hiçbir suçu bulunmayan, saf, temiz. Değiliz. Bir de diğer bağdaştırdığımız bir diğer kelimeye bakalım, safın kelime anlamında da olan; kolaylıkla aldatılabilen, kurnazlığa aklı ermeyen, temiz kalpli. Değiliz.
Sadece tek bir zaman diliminde masumduk; anadan doğma üryan olduğumuz, dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk saniye...Saflık ah saflık; asla.
Dünyaya açılan o pencerenizle yeni bir hayatın kadere yazılışı başlar. Ardına sıralanan her dakikanız ömrünüzün sonuna kadar masumluğunu kaybetmiş bir kimsenin bakışıdır, nefesidir, düşüncesidir. Biz günahın çocuklarıyız, masumluk saflık bizim neyimize?
Biz var olmadan yıllar belki de asırlar devirler önce dünyanın varlığını bile bilmeyen insan denilen içinde ruhu ve duyguları arzuları olan bir insan var olmuş: Erkek. Yaşadığı evrende bir zaman sonra onu yalnızlığından kurtaracak bir insan daha aramış bulamamış, kendini ümitsizliğe kapılmadan aramış durmuş: bulmuş da.
Birçok dinde dilde bu farklı farklı anlatılır.
Yahudilere göre kadının iki tür yaratılışı bulunmaktadır.
Birincisinde kadın, Âdem’le birlikte yaratıldığında, Âdem kadına hükmetmeye çalışır. Kadın “İkimiz de aynı maddeden yaratıldık, bana hükmedemezsin” der, Âdem’i terk eder ve cin olur.
Yalnız kalan Âdem Tanrı’dan bir eş ister. Tanrı “Bu kadını nasıl yaratsam da Âdem’e isyan etmese” diye düşünür. “Âdem’in gözünden yaratsam her şeyi görür; ağzından yaratsam geveze olur; ayağından yaratsam hep gezer; elinden yaratsam hırsız olur. Ben bu kadını en iyisi kaburgasından yaratayım da ona tabi olsun” der.
Âdem ile beraber ilk yaratılan kadın Havva değil Lilith' dir. Ancak Lilith Âdem ile aynı zamanda yaratıldığını öne sürerek Âdem'e eşlik etmeyeceğini ileri sürmüş ve Tanrı daha sonra Âdem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yaratmıştır.
Bu insandan alındığı için ona "nisa" ismi verilsin dedi. Ve Âdem karısının ismini Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu. Tevrat’ın anlatışına göre; Havva, “hayat” ya da “hayatı olan” anlamındadır. Talmud’a göre Havva, Âdem’in on üçüncü kaburga kemiğinden yaratılmıştır.
İslamiyet'e göre ise ilk insan ve Eva şöyle anlatılıyor.
"Biz insanı pişmiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık."
"...Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının."
''Biz insanı muhakkak ki çamurun özünden yarattık.''
Ancak Müslümanların son kitabı olan Kuran'da Havva ismi ve Âdem'in kaburga kemiğinden yaratıldığı geçmez. Kuran'da ikisinin de tek bir nefisten yaratıldığı belirtilir.
Her şey buraya kadar saf temiz masumdur. Kalpler temiz, akıllara kurnazlık düşmemiş, ilk günah işlenmemiş, suç ruhlarda barındırmamıştı. Peki sonra?
Âdem ve Havva yaratılmış oldukları mutlu cennetlerinden işledikleri günah sebebiyle kovulurlar. Yılan ya da şeytan Havva'yı, Havva da Âdem’i kandırır. Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında Havva ilk günahı işleyen insandır, Âdem onun vasıtasıyla yasak meyveyi yemiştir.
Kur'an'da ise her ikisi de kınanmakla beraber suç doğrudan Âdem'e izafe edilir. Yaratılış mitosundaki başka bazı unsurlar gibi iyiyi kötüden ayırt edebilme yetisi veren bilgelik ağacının meyvesinden yeme ve yılan motifinin de Sümerlerin Adapa efsanelerinden kaynaklandığı ifade edilmiştir.
Hristiyan kaynaklar Âdem-Havva ikilisinin günahından tüm insanları sorumlu tutarlar. İsa'nın bu günahı kaldırmak için geldiğine inanırlar.
Sufi inancına göre ise Âdem-Havva Kıssası, büyük ölçüde semboliktir. Âdem, insanoğlunu temsil etmekte olup, yasak meyveyi yiyen ve Âdem'i de suça ortak eden Havva insan nefsini (egoyu) sembolize etmektedir. Bununla birlikte peygamber olarak gelen bir Âdem ve eşi Havva aynı zamanda gerçek kişiliklerdir.
Neyse ki herkes bir şeye inanırken aslında ortada gözle görülür vardır; ilk günah işlenmişti. Ardından gelecek bütün günahların başı olan. Dünya var olduğumuz bir hapishane mi yoksa bir aralık mı?
Bakirelik - Bakirlik bir sembolden ibaret, abartmanıza hatta sıfat koymanız gereken bir durum değil. Korkmanıza, utanmanıza gerek yok ayrıca acemilik diye bir durum söz konusu bile değil. Seks tutkudan beslenir, onları birbirinden ayıramaz ve birbiri olmadan var edemezsiniz.
İlk dokunuşun bende bıraktığı özel bir etki var mıydı; yani pek sayılmaz. O an tek hissettiğimin büyük bir istek olduğu aşikardı. Kendimi tatmadığım duyguların odağında bulmak elbette ki heyecana sürüklemişti ama o zamanki ben sadece çevredeki düşüncelerle var olan biriydim. Heyecanlanmam pekala normaldi. Öğrendim belki çok sonradan ama elbet buldum kendimi; bildiğim bir şey ise ben o kasabaya sıkışmış ürkek kızdan çok daha fazlasıydım.
Hayat sizi bir şekilde büyüyüp geliştiriyor sadece siz farkına çok uzun zaman sonra varıyorsunuz. Şuan olduğum kadını o küçük kasabadaki kıza inandıramam. Ama emin olun hayatımın bir döneminde geçmişte karşılaşamasam da geçmiş yakamı pek bırakmadı, hesap sormadı çünkü yaptığım ileriye dönük bir günah yoktu, tek bir günah vardı; Havva'dan kalma.
Kendimi tanıtmakta zorlandığım zamanlar oldu, hani kelimeler beni açıklardı bilemedim. Şimdi ismimi bilmiyorsanız bu belki de ondan. Utanmayı dedim ya çok evvelden bıraktım, kendim olan şeylerden çok olmayanlara da can sıkmamayı öğrendim. Çünkü inanın ileride kendinizdeki gördüğünüz olgunlukla neden bunları kafama dert etmişim diyeceksiniz.
Unutmayın her şey kafanızdaki dünya kadar karamsar ilerlemez. Sadece doğru vakti, yeri beklemek yeterli...
SELAM!
NASILSINIZ UMARIM İYİ VE MUTLUSUNUZDUR.
YENİ BÖLÜMLERDE GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...
BLOGU PAYLAŞMAYI VE ARADA BÖLÜMLERE GÖZ ATARAK BANA YENİ YA DA İSTEDİĞİNİZ FANTAZİ YA DA POZİSYONLARI YAZABİLİRSİNİZ...
UNUTMAYIN UTANMAK YOK.
SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ TANIYALIM..


Yorumlar
Yorum Gönder