0.3
ISLAKLIK
Çocukken çoğu duygunun bedenimizde neden var olduğunu bilemeyiz. Ufacık bir dokunuşun biz de bıraktığı hissin hazza karıştığı bir dönem vardır. Tende esen her rüzgar içinizde kavrulan sıcaklığın komutudur. Aslında bakarsanız bu hisleri tatmaya başladığınız dönem bunun pek farkında olmazsınız. Her şeyin sonunda o his gider kanınızda akan o hazzın kavruluşunu düşünürsünüz bitap düştüğünüz dokunuşlarda.
İlk pişmanlık kasıp kavurur sizi; unuttuğunuz şey aslında varoluşun bir kanunu olduğudur. Bize bunların doğal olduğunu elbet bir zamandan sonra ihtiyacımız olacağını anlatmadıklarından ilklerimizde hep: utangaç, korku dolu, acılı, sancılı, hırçın, belki biraz pişman, belki biraz da acemi. Saydıklarımdan elbet birini hissetmiş ya da hissedeceksiniz. Ama benden bir tavsiye duyguları ve aklınızda bağıran o sesleri durdurun ve anı yaşayın..
Seksin ne olduğunu bilmemek ilk beni çok korkuttu. Acemiydim ve Ali'nin yıllar sonra sessizliği bozan ritmi bana göre çok becerikliydi. Bedenine duyduğum çekim inkar edilemez. Fakat becerikli tavrı ve akıl almaz kendine güveni tereddüt etmem için pek fırsat tanımıyordu.
Yaptıklarımızın sonucu neyi doğuracak bilemiyordum ancak (ah) hissettiklerimden sonra kime ne?
Attığı büyük ve neredeyse sesini zor kıstığı inlemesiyle artık kapının eşiğinde kendimizi bitirmemiz haksızlık olurmuş gibi hızlıca reyhan kokan odanın içine çekti. Bedenimi heybetli kollarıyla sarıp sıvazlarken tenimin her zerresinde izlerini bıraktı. Sabah onun için hazırladığım büyük yatağın ucuna ritmik olan bedenlerimizi yavaşça sererken bedenini büyük bir kuvvetle bedenimde ezdi.
Hissettiğim aşırılıklarla heyecanla zonklayan kızlığım istediğim şeyin ne olduğunu düşünerek bedenimi yataktan biraz kaldırarak üstümdeki bedene sürttüm. Kızlığım ihtiyaçla zonklaması artık dayanamayacak hale getirmişti. Ne olduğunu bulmalı ve almalıydım. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Zonklama kasıklarımdan aşağıya doğru gelen tarifi imkansız bir karıncalanmayla birleşince ihtiyaçla inledim.
Omzunun arasından kulağının dibine yaklaşırken nefesimi bilerek ensesine üfledim. Ellerim bu savaşın içinde her yerdeydi; hırçın kara saçlarını şevkle çektiğim belki acıyordur ama bu şuan için ona sorun teşkil etmiyor gibi, halinden memnundu.
Dudakları koynumda soluklanırken dili aşağıda içtiği içkinin ıslaklığıyla bütün bedenimi kavuruyordu. Bacak arama iyice bedenini yasladığında giydiğim elbisenin etekleri sıyrılarak baldırlarımda toplandı. Bu olduğumuz durumda en son utanacağım ve kafaya takacağım şeydi. Dili artık koynumla yetinememiş olmalı ki hızlıca elbisemin önündeki dört düğmeyi açtığında süt gibi beyaz tenim büyük parlaklığıyla onu cazibesi altına almıştı.
-" Siktir. Siktir. Siktir." Derin bir soluk bıraktı, boynumda bıraktığı ıslak salyalarına değen nefesiyle huylandım. Kelimelerine ihtirasla devam etti. "En güzel elma; yasak elmadır." dediklerini zar zor anladığımda küçük bir kıkırtı döküldü dudaklarımdan. O da aldığı hazla bedenimi süzerken gülüşümü duymasıyla haince sırıttı.
Sık nefesiyle gerdanıma eğilerek pamuk bez beyaz sütyenimin içine ellerini sokarken kızlığımda aldığım zonklamalar dilini gerdanıma darbeler indirmesiyle alevler içinde yükseldi. Bedenimi güçsüze zorlayarak son kez bedenine sürttüğümde hırçına bir inilti dudaklarımdan ancak sesimi kesen Ali'nin büyük kemikli eliydi. Kafasını yüz hizama getirince derince bakan gözleriyle kısa bir süre sessizce gözlerime baktı ardından dudaklarımı kapatan elinin üstünü arzu dolu bir tutkuyla öptü.
Dudaklarını dudaklarında hissetmek istediğimden ağzımın arasından dilimi avcuna sürdüğümde ne yaptığımın sonradan farkına vardığımda o şevkle bacaklarımın arasındaki bedenini sertçe bana bastırdı. Aradığımı buldum o an. Kızlığımın, bütün bedenimin ihtiyaçla aradığı şey bacaklarımın arasındaki bacaklarının arasındaki sert şeydi. Neydi o?
-"Ahh! Aliiğ. Lütfen." Ağzımı avcuyla kapattığı elinin altından çılgınca inlediğimde büyük bir ciddiyetle dediklerimi duymaya ihtiyacı varmış gibi dudaklarımı avucundan kurtardı.
-" Efendim bebeğim? Söyle! Ne istersin?" fısıltıyla söylediğinde dudaklarıma küçük hızlı ritimde dudaklarını yapıştırıp dilinin ıslaklığını ağzımın içinde gezdirdi.
-"A-artık dayanamıyorum." diye inlediğimde başını sağ kulaklarımın altından enseme doğru hızlı soluklar üfleyerek o da fısıldadı. "Neye dayanamıyorsun güzelim.".
-"Ahhhhh! Aliii! Bir ş-eyy yap!" zorla inledim.
Bedenimin yan taraflarından yatağa yasladığı bir elini büyük bir dengeyle boynumdan tutup yavaşça yanağıma doğru okşayarak ilerledi. Diğer eliyle kalçamın altına sıyrılan elbisemin altındaki şorttan ve kilottan içeri daldığında hissettiğim sıcaklığın zonklayan noktayı bulmak ister gibi kızlığımı avcuna almasıyla yanağımdaki elini dudaklarımın içine sokarak uzun büyük parmağımı dilime değdirdi. İnlemem içime kaçarken ağzıma soktuğu parmağı nedensizce yalamaya başladım.
Yalamaya başlamamla kızlığımdaki eli tepe noktamdaki halkların içinde yavaşça parmaklarını masaj yapar gibi sürtmeye başladığında doğru yolda olduğuma inanarak dondurma yercesine yalamaya başladım.
Kızlığımda başlayan sıcaklığın kasıklarımdaki karıncalara pek yardımcısı olmasa da masaj yapan parmak ikiye çıktığında yavaşlığı ve yumuşaklığını gittikçe tezatlaştırmaya başladı. Dilimi büyük bir tutkuyla parmağını ıslattığında memnun mırıltılar döküldü dudaklarından. Kızlığımda zonklamalar - onun parmakları- masaj- kasıklarımdaki karıncalanma- ağzımdaki emilen parmakları derken bedenim yorgunca çığlıklar atmak istiyordu. İlk defa böyle şeyler deneyimlemek bedenime fazla eliyordu. İçimde bir eksiklik hissediyordum.
-"AAhhhh. Ohhhh eveeet. O-oluyoo."
-" Hadii lüttfeeen."
-" Eveettt "
-"Ç-ÇOK iiiyi"
Parmakları hızlandığında kızlığım gergine gerinip havaya kalktığında titrediğimi hissettim. Kızlığımdaki açlığın yavaş yavaş yerini yorgunluk ve sıcaklık aldığından ağzımdan parmağını çekip kısa süreliğine kendi ağzına sokarak gözlerimin en içine yoğunca bakarak salyamı yaladı. Kızlığım bir kaç saniye daha titrediğinde yavaşça diğer elini kilodumdan çıkararak beyaz bir ıslaklığa sahip olan parmağını da bana uzattı fakat kafamı çevirdiğimde onu da ağzına alıp yaladı.
Yorgunca bedenimi tamamen yatağa serdiğimde yaşananların, tattığım yeni duyguların yeni yeni farkına varıyordum. Az önce biten muhteşem döngü neydi? İçimi bir uçurumdan aşağı sallandırarak aşağıdaki okyanusun kıyıya vuran hırçın dalga seslerini hissettiren bu ritüel neydi? Çocukluğumdan beri yanımda pek konuşmayan ama daima varlığını hissettiren çocuğa şimdi bakan gözlerimdeki bakışın yoğunluğu nedendi?
Aklımdaki duyguların büyük bir karmaşayla az önce tattığım zevki muhasebe içine sokarken yatağın diğer tarafında yan tarafında bir hareketlilik oldu. Bedenini yatağa bırakmış altına boxerını yeniden giyip gelmişti. Gözlerimi ondan kaçırmak bir çabaya girdiğimde yatakta yan dönüm bana dönerek kolunu başının altına yastık yapıp beni izlemeye başladı. Utançla ellerimi yüzüme çıkarıp kapatmaya çalıştığımda; sanki bedenimdeki çıplaklıktan utanmıyormuş gibi neden yüzümü kapatma gayretine girdiysem.
Yanıma doğru bedenini biraz daha kaydırıp ellerini beyaz yangınlar içerisindeki sıcak tenimin üstünde gezdirmeye başladığında o tattığımız andan sonra ilk defa fısıltısı duyuldu. Ellerimi sol göğüs ucumda hissettiğimde soğukluğuyla meme ucum buruştu. Fark etmese de hissettiğim haz en derinimi etkilemiş olacak ki boğazımda yankılanacak inlemeyi son anda durdurup ayak parmaklarımı gererek büküp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. İnleyemezdim hatta artık biraz daha ses çıkarırsam Zerrin Hanımın tilki uykusu son bulacak ve kapıya dayanacaktı. Bu ise benim, ailemin sonu demekti.
-" Çok güzel olduğunu daha evvelden söylemeliydim. Neyse artık hiç düşürmem dilimden sorunda çözülür." bedenimde gezen tek elini sol göğsüme geçirip sertçe avuçladığımda konuşacak dermanım yoktu ama artık odadan çıkmalıydım. Esra? Esra yalnız kalmıştı aşağıda; valizini dolabına yerleştirmek için geldiğimi hatırlamama her şeyin sonu belki de başı olmuştu.
-"B-ben gitmeliyim.. Zaten yapacağım şeyi de hatırladım." hızla yatakta kendimi dikleştirip yataktan inmeye çalışırken bedenimdeki elleri boşluğa düştüğünde o da oturur pozisyona geçip beni durdurdu.
-" Ne için geldiğini hatırladın mı?" yüzümü utançla da olsa ona çevirdiğimde sözlerine fısıltıyla devam etti. " küçükken de böyleydin. Ben sana soru sorduğumda hemen unuturdun, kekelerdin." dedi. Eski beni hatırladığımda onun bu evden gittiği günü anımsadığımda yüzüm soldu.
-"Sen hep soğuktun bana, konuşmazdın. Bir şeyler sorduğunda ya da beni sessizce izlediğinde elim ayağıma dolaşırdı." biçimli koyu renk morumsu dudağının kenarı küçük bir tebessümle kıvrıldığında ardından kulaklarıma kıkırtısı ulaştı. Hiç istemezcesine mayıştığım dokunuştan uzaklaşıp kısa sürede kendime çeki düzen verdim. O da benimle birlikte odasının kapısına ardımdan ilerlediğinde onun duyabileceği fısıltıda konuştum.
-" Valizini dolabına yerleştirecektim. Yarın Zerrin Hanım yapmadığımı öğrenirse sinirlenir diye. Gerçi yarın kesin sinirlenecek de neyse." kapıyı açmak için kulpuna asılacağımda arkadan bedenini bana yaslayıp boynumun arkasındaki saçlarımı kokladı.
-"Hmm gitmesen mi?" kıkırdadım. Enseme ıslak öpücükler bırakıp birkaç saniye içimin titremesini sağladı. Kapının kulpunu sessizce indirip ondan uzaklaştığımda son kez saçlarıma ellerini sokup saç tellerimin ellerinde kayışını izledi. Ardından ben pek beklemeden ardımdaki adama bakma isteğiyle yanıp tutuşa tutuşa aşağı inen merdivenlere yöneldim.
Sabahliğin Zerrin Hanım oğlunun odasına girip onu uyandırmak istediğinde göreceği manzaradan pek memnun olmayacaktı. Ve evdeki herkes sabah işkence gibi gelen bağırtıları duymaya hazır değildi. Ancak bu saatten sonrası yukardakinin insiyatifindeydi....
NOT: LÜTFEN HİKAYEYİ PAYLAŞMAYI UNUTMAYIN...
* YENİ BÖLÜMÜ İSTATİKLERE BAKARAK ATIYORUM, TAKİPTE KALIN..
Yorumlar
Yorum Gönder